1990 idi sanırım. Üniversitede öğrenci idim. Konya’da yapılan Yazarlar Birliği şiir şölenine büyük bir heyecan ve merak ile koşmuştum. Yaşayan bir sürü şair, şiirlerini seslendiriyorlar, meraklılarıyla muhabbet ediyorlardı. Ben de Sedat Umran’la epeyce hasbihale koyulmuştum. Üstad bir ara koynundan çıkardığı cüzdanından, uzun uğraşlar sonucu, siyah beyaz bir resim bulup gösterdi bana. “İşte” dedi, “Bütün şiirlerimin sahibi…” Bir bayana aitti resim. Şairimiz, kutsal bir emanet olarak bakıyordu resme. Ben resme değil Sedat Umran'a uzun uzun bakmayı yeğlemiştim. Gözlerinde aşk hâlâ yaşıyordu. Hâlâ aşıktı şair.
Ölüm, kapımızdaki gerçek.
Şair, aşkına, vefana ben de şahidim. Rahmet ola!..
Kara Işıldak
Ölüm karanlık saçan dev ışıldak
Bir büyür bir ufalır yansımasında
Ömür akıp giden bir sudur ki
O kara parıltıdan bir iz her damlasında
Sedat Umran
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder